Kıbrıs'ı Yeniden Keşfettim

Açıklama

Doğu Akdeniz’de, parmağıyla sanki Türkiye’yi işaret eden bir ada düşünün. Anavatan Türkiye’ye 70 km, Suriye’ye 100 km, Mısır’a 400 km mesafede. Tarihinin her döneminde bu stratejik konumu nedeniyle hem ticaret hem de dini bir merkez olmuş, birçok medeniyete de ev sahipliği yapmış Kıbrıs.

   Hürriyet’le kent buluşmalarına devam ederken sınırların dışına taşıp yavruvatan K.K.T.C.’ye gittik. Ama bu sefer Kıbrıs’ı deniz, güneş, eğlence dışında, kültür, tarih ve gastronomi yönleriyle keşfettik, ve çok da hayran kaldık. Büyük haksızlıklara göğüs germiş olan, baskı ve ambargo altında yaşayan yavruvatanımız her şeye rağmen son derece güleryüzlü, misafirperver.

    1974’teki Kıbrıs çıkartmasından bir yıl sonra biz de ailecek arabaya doluştuk ve Kıbrıs’a gitmek üzere yola çıktık. Biz kızlar pek bir sevinçliydik. Çünkü pyrex tabak takımları, pelüş battaniyeler, İngiliz masa örtülerinin en güzeli oradaydı. Annemiz çok ısrar etmişti babamıza; “Hasan Bey ne olur Kıbrıs’a gidelim de kızların çeyizini tamamlayalım” diye. Ankara’dan Taşucu’na gelip feribotla Kıbrıs’a geçmiştik. Uzun ama keyifli bir yolculuktu. Arabanın arkasında iki ablam, ben ve küçük kız kardeşim pek bir sıkışmıştık. Ama aklımız yapacağımız alışverişteydi. Ben en çok da nescafe peşindeydim. Süt katarak içmeyi çok seviyordum ama Türkiye’de satılmıyordu. Bir de krema alıp yaş pasta yapayım diye düşünüyordum. Ablalarımın çeyizlik tabakları üstümüzde, battaniyeler altımızda, ağzına kadar dolu bir arabayla Ankara’ya evimize döndük. Babamsa döner dönmez hemen hellim peynirini kızartıp lavaşa dürüm yaptı ve demlenmiş İngiliz çayının yanına katık edip afiyetle yedi.

İlk Kıbrıs anımızın tadı damağımızda kalmıştı. Sonraki yıllarda da pek çok gidip gelmişliğim vardır oraya. Şimdilerde, çok yataklı devasa otelleri casinoları ve ünlü şarkıcıların sahne aldığı eğlenceli geceleriyle andığımız Kıbrıs’ı, bu safer Hürriyet Gazetesi ile yeniden keşfettim.

Tarihi, kültürü ve yerel yemekleriyle farklı bir Kıbrıs’la tanıştığım için çok mutlu oldum. ODTÜ’deki Kıbrıslı arkadaşım Nazım’ın anlattığı magarna bullisini, moleheyasını ve kolakasını çok severek afiyetle yedim. “Çakıstes” dedikleri kırma yeşil zeytine kattıkları “goliyandro”larına bayıldım. Kişniş tohumuna benzeyen bu bitkiyi sarımsak, limon ve zeytinyağıyla karıştırıp zeytini marine ediyorlar.  Bu güne değin yediğim en lezzetli zeytin sosuydu.

Yürüdüğünüz her yerde adım başı satılan ünlü harnup, yani keçiboynuzu pekmezi ile pek övünür Kıbrıslılar. Aman dikkat, yöresel ağızda “Kıprıs” derler ama ağızlarından öyle tatlı dökülür ki bu kelime, siz de bir süre sonra “Kıprıs” demeye başlarsınız. Zeytinyağının hasına karayağ derler ama hani Kuzey Ege yağlarına alışkınsanız bu yağdan pek hoşlanmayabilirsiniz.

Karayağ denilen ünlü Kıbrıs zeytinyağının yapımı da çok ilginç. Yeşil-siyah, her tür zeytin karışık toplanır ve kazanlarda tıpkı bulgur kaynatılır gibi pişirilir. Damlardaki kurutma işleminden sonra değirmende yağı çıkarılır. Bir tür zeytinyağı konsantresi gibi. Tadı size farklı gelebilir ama ben çok beğeniyorum. “Bikla” dedikleri sebze ezmelerini neredeyse unutuyordum.  Ekmeklerin, sandviçlerin üzerine sürülen, kereviz sapı ve hardalla yapılan bu sosun tutkunu çoktur. Hırsız kebapları, Şef Ali’den gelen şeftali kebapları var. Ama bence en lezzetlisi Kıbrıs patatesiyle yapılan fırın kebapları.  Kaymaklı gatmerleri, piruhileri, yumurtalı gömeçleri, hellimli tarhana çorbaları, lorlu ekmek kadayıfları, ceviz ve turunç macunları, enginar dolma, humus, Kıbrıs tatlısı, ayrelli dedikleri ince kuşkonmazları, börülceleri ve daha niceleri zengin Kıbrıs mutfağının öne çıkan yemekleri.  Ama bana sorarsanız tartışmasız favorim pilavunadır.  Özel bir lor peyniri ve kuru üzümle yapılan bu hamurişini Kıbrıs’a her gidenin denemesini tavsiye ederim. Özellikle Gazimağusa’daki Minder Restoran’da, bulamazsanız Petek Pastanesi’nde zeytinli ya da hellimli poğaça tatmanızı öneririm. Zeytinyağıyla yapılan bu hamurişlerinin gevrekliğii GDO’suz unun gerçek lezzeti ile sizi nirvanaya çıkaracaktır. Size son bir öneri; “gullirinin garaçoççası gurguramı yaktı” tekerlemesini ezberleyip yavruvatana giderseniz kendinizi pek bi Kıbrıslı hissedersiniz.

YORUMLAR